Ödül tartışmasına Viyana’dan yanıt

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ”En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanan 13 yaşındaki Abdülkadir Tuncer, film ile gerçek hayatının örtüştüğünü belirterek, filmde yaşadıklarını canlandırdığını söyledi.

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ dahil 6 ödül kazanan “Güzelliğin On Par’ Etmez” filmindeki performansıyla “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünün sahibi olan 13 yaşındaki Abdülkadir Tuncer’in başarısının arkasında zorlu bir hayat hikayesi bulunuyor. Tuncer, Avusturya’nın başkenti Viyana’da annesi Bediha Tuncer, ablası Hatice Kübra (18), kardeşleri Muhammed Nebi (8) ve Nazey Tuncer (7) ile birlikte 40 metrekarelik bir dairede yaşıyor. Anne Bediha Tuncer, temizlik yaparak çocuklarını okutmaya çalışıyor.

Filmin başarısının da buradan geldiğini söyleyen genç oyuncu, “Kişilerin oynadıkları roller gerçek hayatlarında yaşadıklarıydı. Bu yüzden başarılı olduk” diye konuştu. En İyi Erkek Oyuncu ödülünün genç bir oyuncuya verilmesi eleştirilerine de cevap veren Tuncer, bunun jürinin verdiği bir karar olduğunu belirterek, filmdeki herkesin rollerini istekle ve gönüllü olarak canlandırdıklarını söyledi.

Ayrıca filmin kurgusunun da başarılı olduğunu söyleyen Tuncer, “Herkes haksızlık yaptığımızı sanıyor. Avrupa’da olduğumuz için bizim çok bütçemiz olduğunu, güçlü olduğumuzu sanıyorlar. Ama öyle bir şey yok. Belirli bir bütçeyle başladık, az bir bütçeyle” dedi.

“800 KİŞİ ARASINDAN BENİ SEÇTİLER”

Film ekibiyle tanışmasını İHA’ya anlatan Abdülkadir Tuncer, “Film yönetmenleri Viyana’da okuduğum sınıfa geldiler. ‘Bir filmde oynayacak, Türkçe bilen, 12 yaşında bir çocuk arıyoruz’ dediler. Ben gitmek istemedim. Ancak bir arkadaşım gitti. Bana, ‘Sen de gel beni orada yalnız bırakma, canım sıkılır’ dedi. Ben de tamam deyip yanına gittim. 800 kişiden dört kişiyi seçtiler. O dört kişiden de iki kişiyi seçtiler. En sonunda da yönetmen Hüseyin ağabey beni seçti” diye konuştu.

Tuncer, “Güzelliğin On Par’ Etmez” filminde oynayan tüm arkadaşlar isteyerek oynadı. Hiç kimse para almadı. Herkes bunun bir öğrenci filmi olduğunu biliyordu. Belirli bir bütçeyle başladık. Önce 35 dakika olacaktı, sonra 65 dakikaya çıkarıldı. Elimizde biraz daha materyal kaldı. Yönetmen Hüseyin ağabey, öğretmenlerle görüşerek sonuçta 95 dakikalık bir film oldu. Bu filmin çekiminde çalışmalarımız esnasında herkes istekle çalıştı. Film çekimlerinde rolünü oynadığım Veysel’i oynuyordum. Film çekimleri dışında ise yine çocukluğumu yaşıyordum. Bu filmde oynadığım karakteri, zaten gerçek hayatta da yaşıyordum” dedi.

“Bizim için festivale katılmak (bile) bir ödüldü” diyen genç oyuncu, ödülün kendisi için büyük bir sürpriz olduğunu belirterek, hala bu şaşkınlığı tam olarak üzerinden atamadığını ifade etti. Ödülün ardından bazı film teklifleri aldığını söyleyen Tuncer, Avusturya Televizyonu’nda yaklaşık 9 milyon kişi tarafından izlenen Tim Tautorat dizi filminde başrolde oynayacağını belirtti.

“BİZ DİĞER FİLMLERİ RAKİP OLARAK GÖRMEDİK”

Kendisinin “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü yerine “Umut Vaat Eden Oyuncu” ödülü alması gerektiğini savunanların jüriye yönelik eleştirilerini yorumlayan Tuncer, “Onlar kabullenmedi ancak seyirciler hep arkamızda durdu. Ama yarışanlar biraz sorun çıkardılar. Biz diğer filmleri rakip olarak düşünmedik. Bizim orada festivale katılmamız bile başarıydı. Yönetmen Hüseyin ağabeyin de söylediği gibi, biz bu yarışa ödül almak için katılmadık. Onun yerine filmi millete tanıtmak için katıldık. Bu zorluklar tek Türkiye’de değil, Avusturya’da da var” dedi.

“GERÇEK HAYATINI OYNADIĞI İÇİN BU ROLÜ İSTEKLE OYNADI”

Büyük bir mutluluk yaşadığını söyleyen anne Bediha Tuncer ise, “Abdulkadir benim gözümde hala çocuk. Bu ödül beni çok gururlandırdı. Bu kadarını beklemiyordum. Kadir gerçek hayatını oynadığı için bu rolünü çok istekli oynadı” diye konuştu.

Filmin böyle bir başarı elde edeceğini beklemediğini belirten Tuncer, oğlunun ısrarı üzerine seçmelere gittiğini belirtti. Seçmeler sırasında yönetmene “B:u seçmelerle hiç uğraşma” dediğini anlatan Bediha Tuncer, “Bana, neden diye sordu. Abdülkadir çok yeteneklidir, bu rolü başarır dedim. Ve filmde başrol oyuncusu seçildi. Oynarken rolünü gerçek hayatındaki gibi oynadı. Oyunda mülteci rolünü, Almanca bilmeyen bir kişinin rolünü oynadı. Biz de burada gerçekten bir mülteci hayatı yaşadık, yaşıyoruz. Gerçekten Almanca bilmemenin zorluklarını yaşadık. Özel hayatında yaşadı. Gerçek hayatı bu olduğu için bu kadar başarılı oldu” şeklinde konuştu.

Film ekibinin hiçbirinin maddi çıkar gözetmeden çalıştığını ifade eden Bediha Tuncer, “Hepsi gönül birliği yaparak sevgiyle, istekle oynadılar. Kimse maddi çıkar düşünmüyordu. Oyuncular ücretsiz oynadı. Rollerini istekli oynadılar, onun için film çok güzel oldu ve beğenildi” dedi.

“JÜRİYİ ETKİLEMEK İÇİN HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

Avrupa’da yaşayan Türklerin “güllük gülistanlık” bir hayatlarının olduğunun sanıldığını söyleyen Bediha Tuncer, “Hayır öyle değil. Avrupa’da yaşayan insanlar gerçekten çok zorluklar yaşıyor. Hem kendi ülkemizden, kendi kültürümüzden ayrıyız ve iki kültür arasında bocalıyoruz zaten. Çok zorluklar yaşıyoruz. Buraya geliyoruz yabancı, Türkiye’ye gidiyoruz yabancı. Biz jüriyi etkilemek için hiçbir şey yapmadık. Gerçek hayat hikayesi olduğu için jüri baktı ve değerlendirdi. Bizim tarafımızdan jüriyi etkileyecek hiçbir olay olmadı” ifadelerini kullandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla