Neşet Ertaş kalbi kırık gitti

Türk halk müziğinin efsane ismi Neşet Ertaş’ın vefatı, hayranları ve sanat dünyasını yasa boğdu.

Türk halk müziği sanatçısı simlerinden olan Neşet Ertaş’ın yaşamını yitirmesi, hayranları ve sanat dünyasını yasa boğdu.

 Sanatçılar, Neşet Ertaş’ın ölümüyle ilgili duygularını NTV’ye anlattı.

RAHMİ SALTUK: ÇOK SIKINTI ÇEKTİ

“Yöresel sanatçılar arasında ilk beşe, belki de birinci sırada gelir. Bozlakları rahmetli babası gibi çok iyi söylerdi. Ahbaplığımız var ama Türkiye’nin hallerinden dolayı son dönemde görüşemiyorduk. 1969’da ‘Gençlik Saati’ vardı Ankara Radyosu’nda, ilk defa o programda çok ünlü olduğu dönemde tanışmıştık. Beraber Gençlik Saati’ne çıkmıştık. Çok güzel eserler bıraktı. Her ölüm erken ölüm demektir.

Bilgelik yanı vardı. Herkeste olmayan bir şey. Çok sıkıntılar çekti, Almanya’ya gitti. Unkapanı’nda karşılaştığımızda ona ‘Yöneticiler sesimizi çıkarmamıza izin vermiyor’ demiştim. O da ‘O zaman sana bir firma gerekiyor’ demişti.”

İNCİ ÇAYIRLI: ÇOK BÜYÜP KAYIP

“Çok üzüldüm. Beklemedik, çok ani bir olay. İnsan olarak çok değerli bir kişiydi. Çok büyük bir kayıp. Büyük bir hocayı, iyi bir enstrüman çalan birini kaybettik. Başımız sağ olsun. Nur içinde yatsın. Yaptığı işi önce saygı ve sevgi, sonra da derin bilgisini katıyordu. Büyük üzüntü duydum.”

SELDA BAĞCAN: HAYATI ACILARLA GEÇTİ

“Çok üzüntülüyüz, değerli bir ozandı. Birinci kaynaktan türküler dinleyemeyeceğiz artık. Kendisinden 2-3 eser aldım. Çok üzgünüm, nur içinde yatsın. Hayatı acılar içinde geçti. Hasan Saltık onu yeniden var etti, popüler olmasını sağladı. Hak ettiği değeri bulamayan insanlardandı. Bu kadar değerli bir ozan, kalbi kırık olarak gitti.”

SABAHAT AKKİRAZ: HER TÜRKÜDE HATIRLAYACAĞIZ

“Hepimizin türküleriyle büyüdüğü, yaşadığı bir büyük usta. En büyük tesellim onun gibi çalan, söyleyen bir değerimiz yoktu. Sonsuza kadar her tele vurulduğunda, türkü söylendiğinde onu hep yaşıyor hissedeceğiz. Onu hep öyle duyacağız, öyle anımsayacağız.”

BELKIS AKKALE: TOPLUMUN GÖNLÜNE GİRDİ, UNUTULMAZ

“Sanatçılar eserleriyle toplumun gönülen girmiş ustalar hiçbir zaman unutulmaz. Çok üzgünüm, haberi alınca da konuşmakta güçlük çekiyorum. Neşet Ertaş uzun yıllar halk türkülerine hizmet etti. Gençlik yıllarımda onun ilk kez konserine gitmiştim. Çok üzgünüz. Toplumda çok iz bırakan değerli bir ustayı kaybettik.”

MUSA EROĞLU: SADECE KAZANDIĞI ERDEME ORTAK OLDUK

“Bütün sevenlerine, yakınlarına ve sanatçı arkadaşlarına öncelikle başsağlığı diliyorum. Sanat, Anadolu’nun geçmişi, geleceği ve yönetimi, sanata nasıl bakıldığı… Neşet Ertaş, bunların tam ortasında bir köprü, her iki tarafı da görülüyor. Bu isimlerin sayıları çok az. Aşık Veysel üç tane melodi vurduğu zaman Aşık Veysel diyorsun ama binlerce emek harcıyorsun hiçbir şey anlatılmıyor. Neşet Ertaş gibi 5-10 kişi var. Son fotoğrafa bakmamak lazım, daha önce bu adam neler yaptı, nerede hastalandı? Ondan sonra sahip çıkılıyor. Bütün geçmişini biliyorum, babasını, her şeyini biliyorum. Söylenecek başka laf yok. O bir Neşet Ertaş’tı ve kaybettik.

Aynı kuşaktaydık, ayrı bir jenerasyonduk. Ama finalde aynı ülkedeki insanların, aşkların sevgilerin ortak paydasıyız biz. Korunması gerekir. Yarın ötekilere de böyle ahlar-vahlar çekeceğiz. Bu ağıtçı toplum, öldükten sonra hep ağlar. Sağlığında kim bilir neler söylemişlerdir. Yarın da bizlere neler söyleyecek bilmiyorum. Çok yakın bir dostuydum. Aslında geçmişten bugüne ona sahip çıkmadık. Kendi kişisel becerisiyle zorla kazandığı erdeme ortak olduk.”

SÜMER EZGÜ: YAŞARKEN EFSANE OLMUŞTU

“Başımız sağ olsun. Sadece halk müziği camiasının değil; onu seven, eserlerini dinleyen herkesin başı sağ olsun. Neşet Ertaş, Horasan göçeri bir Türkmen ozandı. Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan’dan çok şey derlemişti. İki kişiyle tanışmayı çok arzu etmiştim. Bunlardan biri Talip Özkan’dı. Kendisiyle tanışamadım, telefonla görüştüm. Diğeri de Neşet Ertaş’tı. Neşet Ertaş’la bir Almanya seyahatinde tanıştım. Evine gitmiştim. Yufka ekmeği ve bulgur pilavıyla yapılan bir yemek ikram etmişlerdi.

Yıllar sonra Türkiye’ye geldiğinde programına çıkmıştı. Müthiş bir program olmuştu. Hemşerileri adeta stüdyoyu bastı. Programın süresini uzatmıştık. Bunun nedeni sevgiydi. Neşet Ertaş, yaşayan efsaneydi. Yaşarken efsane olmak çok zor bir şey. Bu tür efsaneler her zaman yaşar, eserleri kalıcıdır. Televizyonlarda Neşet Ertaş’ları göremiyorsunuz. Bu; yayıncıların, kültür adamlarının ders alınması gereken bir durumdur. Başımız sağ olsun, Allah rahmet eylesin. Yolu ışık olsun.”

KIRAÇ: ONUNLA TANIŞMAK DÜNYALARA BEDEL

“Bir daha böylesi gelmez. Ben bozlakları çok seviyorum. Neşet Ertaş’ın türkülerini söylerken çok işe yaradığımı düşünüyorum. Neşet Ertaş’ta hem bir kabul ediş, hem bir isyan vardır. İki üç hafta önce konuşmuştum. Bana çok uzak olmayan coğrafi bölgenin büyük bir ozanı. Bozlaklar dünyadaki en tuhaf, en yüce müziklerdendir. Anlaşılmayacak kadar tuhaf ve güzel bir yerden söylüyordu. Onunla tanışmış olmak benim için dünyalara bedel.”

FATİH KISAPARMAK: İÇİNDE GÖNÜL SÖZÜ GEÇMEYEN TÜRKÜSÜ YOK

“Hakkında çok belgesel hazırlanacak. Onun tabiriyle çok sözleri az, az sözleri öz söyleyen bir ozandı. Ben onunla diz dize, göz göze saz çalma onurunu paylaşanlardandım. Bence o gönül adamıydı, en önemli özelliği buydu. İçinde gönül sözcüğünün geçmediği bir tane türküsünü bulamazsınız. Yeri doldurulmayacak bir büyük efsaneydi.”

ALAEDDİN YAVAŞÇA: YERİ BOŞ KALDI

“20. yüzyıla damgasını basan çok önemli sanatçıydı. Yeri boş kaldı. Bir daha kolay kolay benzeri gelmez. Sağlığındayken ona göstermemiz gereken ilgiyi, gönlümüzden taşan sevgiyi bunu belli edemiyoruz. Onu bu bakımdan tatmin ettiğimizi söyleyemem.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla