Eğitim ve İstihdam

İstihdam kelimesi Türk Dil kurumu’na göre bir görevde, bir işte bulunma olarak tanımlanmıştır. Dünyamızda, ülkemizde ve güzel Antalya’mızda en önemli sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İşverenlerle yaptığımız sohbetlerde istihdam konusundaki en önemli sorunun nitelikli personelin az olması hep ilk gündem maddesini oluşturmaktadır.

Diğer açıdan bakınca iş arayanların ise istihdam olanağı bulamaması. Bu iki taraf neden orta noktada bulaşamıyor. Bizler bu buluşmayı sağlamayı nasıl başaracağız. Bu buluşmayı sağlayamazsak koymuş olduğumuz 2023 yılı hedeflerimize nasıl ulaşacağız?

Turizm Bakanlığı’nın koymuş olduğu bu hedefler Antalya’mızda ancak nitelikli, ufku açık, teknolojiyi takip eden çalışanların hizmet kalitesini artırarak yenilikçi çalışmalarla mümkün olacaktır.

Yatırımcılarımız belli sermaye ve risklerle yatırımını yapıyor. Ancak nitelikle personel bulamadığı için işletmesindeki her noktayı kendisi yönetmeye kontrol etmeye çalışıyor. Tabi böyle bir bakış açısı maalesef detaylarla boğuşmaktan büyük pencereden bakışı engellemektedir. Bunun nedeni ise güvenilir, yeterli nitelikte yöneticilerin bulunmaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer bu insanları biz yetiştiremezsek, işletmelerimizin kurumsallaşmasını başarmamız mümkün olamayacaktır. Yapılan araştırmalar üçüncü nesile kalan işletmelerin oranının ancak yüzde yirmi beş olduğunu ortaya koymaktadır. Yani patronların her noktada yöneticilik yaptığı işletmelerin yüzde yetmiş beşi üçüncü nesilde maalesef iflas ediyor. Bu iflasın nedeni şirketi kuran yatırımcının, kurumsallaşmaya veya personele yatırım yapmaması. Personeline harcadığı paranın çöpe gittiğini düşünmesi. Oysa en başarılı şirketler personeline eğitim yatırımı yapan işletmeler olduğunu görmekteyiz. Personele yapılan yatırımı, paranın boşa gitmesi olarak gören, kurumsallaşmaya emek harcamayan işletmeler eninde sonunda iflasa mahkum görünmektedir.

Eğitimin en önemli sorun olduğunu devlet son yıllarda, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini bakanlıklar arasındaki en yüksek bütçe haline getirerek doğru olarak tespit etti. Ama personel kalifikasyonu sadece devletin alacağın önlemlerle, göstereceği çabalarla çözülebilecek bir konu değil. Sivil toplum örgütleri, özel sektöründe bu konuda işbirliği içerisinde olması zaruriyettir.

Net bir soru sormak istiyorum, Antalya’daki işletmelerin yüzde kaçında eğitim bütçesi var? Ayrıca var olan işletmelerdeki eğitim giderlerinin diğer giderlere oranı nedir? Bizim insan kaynaklarına yani, kendi insanımıza verdiğimiz önem ve değer aslında bu sorularla cevap bulacaktır. İşletmeler, binasına, makinelerine, donanımlarına ne kadar yatırım yapıyor, kendi insanına çalışanına ne kadar yatırım yapıyor. Antalya’mızda hergün yeni yeni işletmeler açılıyor. Turizm sektöründe olmamız nedeniyle hep hizmet sektöründe yeralıyoruz.

Yeni bir mekan açılacak diyelim, gelin ortalama gider dağılımlarına bakalım ve sonuçlarını izleyelim. Açılacak yere hava parası, 200 birim, bir marka yer açıyorsak, ismine 100 birim, inşaat donanım maliyeti 500 birim harcadık. Mükemmel bir yer açtık. Hemen bir merak uyandı. Bölgenin duayenleri hemen test ve kontroller. Sonuç mu? Genellikle, “Mekan gerçekten güzel olmuş, harika tasarım, ancak siparişim geç alındı, yanlış geldi, servisi bilen personel nerede? Ne bir karşılama var?” Bu senaryo belki onlarca tekrar etmiştir maalesef Antalya da.

Senaryo tekrar ediyor ama çıkış yolu üzerinde hiç mi çalışan yok? İşletmeye güzel güzel paraları harcadık, ancak personele harcayacak para kalmadı. Zaten eğitsek adamı iki gün sonra bırakır gider, eğitime harcadığımız para da boşa gider. Personele harcamadığın para nedeniyle, geri kalan tüm masraflarındır aslında çöpe giden. İçerisinde doğru çalışan olmayan hangi mekan iş yapabilir ki? İnsandan daha güçlü ne olabilir? İşletmeler açılıyor kapanıyor, binalara, taşlara, makinelere harcanan paralar boşa gidiyor.

İşveren nitelikli personel olmadığından yakınıyor, çalışan işverenlerin çalışana değer vermediğinden. Aynı davranışları yaparak farklı sonuçlar beklemek hayalciliktir diyor uzmanlar.. Demek ki farklı sonuçlar elde etmek için davranışlarımızı değiştirmek zorundayız.

Bütçemizin içerisine mutlaka eğitim ile ilgili bir başlık açmak ve her yıl bu bütçeyi büyütmek durumundayız, başarı istiyorsak. Sadece taşa, toprağa, binaya, makineye para harcayarak çok ileri noktalara gitmemiz mümkün değil çünkü kurumsallaşmayı beceremezsek, üçüncü nesli göremeyecek şirketlerimiz. Asıl o zaman tüm her şey çöpe gitmiş olacak.. İnsan olarak birbirimize güvenmek zorundayız, birbirimizin gelişimini sağlamak zorundayız.

Devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, çalışanlarımız hepimiz aynı gemi içerisindeyiz ve birlikte yüzmek zorundayız. Bu gemi batarsa hiç kurtulan olmayacaktır. Eğitimli, nitelikli çalışanlarla, kurumsallaşmış işletmelerle güçlü Antalya, güçlü Türkiye, hepimizin eseri olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla